Bir adam, gecenin bir yarısı arayıp, hiç yoktan, sana hesap
sormamalı. Bangır bangır kavga etmemelisiniz. Kalbine vurmamalı söyledikleri,
sen onun kalbine nişan almamalısın. Karşılıklı ağlamamalısınız acıdan,
üzüntüden, kızgınlıktan, özlemden. Bitsin dediyseniz bitmeli, bitebilmeli. Yıkıntılar
çoğalmamalı bitince, enkazlar sallanmamalı.
Bir kadın, sabahın
köründe o adamın evine gitmemeli. Adam; elleri, gözleri heyecanlı açmamalı
kapıyı. Yenilip yutulmamalı karşılıklı söylenenler. Biz demekten, “biz”i bilinçlice
ve karşılıklı hatırlamaktan kaçınmak için gülümsenmemeli, çok da önemi olmayan
konulardan konuşurken. Odanın her tarafına yayılmış ikisine ait olan eşyalar,
peşlerinden anıları sürüklememeli. Kadın, gerginlikten, odanın başka
taraflarına doğru bakmamalı, adam bunu anlamamalı.
Özlediğini itiraf
etmemeli bu iki kişi. Yanlışlıkla olan küçük dokunuşlarla heyecanlanmamalı.
Öpüşmemeli, aynı yatağa girmemeli. Kadın, adamın göğsüne uzanmış yatarken
huzurlu hissetmemeli, adam kadına sarılıp onu defalarca öpmemeli. Saatlerce,
her şeyden konuşmamalı. Sonra “peki ya şimdi ne olacak” sorusunu sormaktan
kaçınmamalı. Yaşanmış olumsuzlukların tekrarlanmasından korktukları için zamana
bırakmamalı.
Kadın, kendi evine
geldiğinde adamı daha fazla özlememeli. Mutlulukla mutsuzluk arasındaki dengede
asılı kalmamalı. Gözleri dolmamalı bunları yazarken. Yapmamalı, yapmamalı…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder