23 Eylül 2012 Pazar

Tıkanma -




  Bir adam, gecenin bir yarısı arayıp, hiç yoktan, sana hesap sormamalı. Bangır bangır kavga etmemelisiniz. Kalbine vurmamalı söyledikleri, sen onun kalbine nişan almamalısın. Karşılıklı ağlamamalısınız acıdan, üzüntüden, kızgınlıktan, özlemden. Bitsin dediyseniz bitmeli, bitebilmeli. Yıkıntılar çoğalmamalı bitince, enkazlar sallanmamalı.
  Bir kadın, sabahın köründe o adamın evine gitmemeli. Adam; elleri, gözleri heyecanlı açmamalı kapıyı. Yenilip yutulmamalı karşılıklı söylenenler. Biz demekten, “biz”i bilinçlice ve karşılıklı hatırlamaktan kaçınmak için gülümsenmemeli, çok da önemi olmayan konulardan konuşurken. Odanın her tarafına yayılmış ikisine ait olan eşyalar, peşlerinden anıları sürüklememeli. Kadın, gerginlikten, odanın başka taraflarına doğru bakmamalı, adam bunu anlamamalı. 
  Özlediğini itiraf etmemeli bu iki kişi. Yanlışlıkla olan küçük dokunuşlarla heyecanlanmamalı. Öpüşmemeli, aynı yatağa girmemeli. Kadın, adamın göğsüne uzanmış yatarken huzurlu hissetmemeli, adam kadına sarılıp onu defalarca öpmemeli. Saatlerce, her şeyden konuşmamalı. Sonra “peki ya şimdi ne olacak” sorusunu sormaktan kaçınmamalı. Yaşanmış olumsuzlukların tekrarlanmasından korktukları için zamana bırakmamalı.
  Kadın, kendi evine geldiğinde adamı daha fazla özlememeli. Mutlulukla mutsuzluk arasındaki dengede asılı kalmamalı. Gözleri dolmamalı bunları yazarken. Yapmamalı, yapmamalı…  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder